NELER OLUYOR…?

Ey insan oğlu başını kaldır bak etrafında neler oluyor .Ailende, sokağında, mahallende, ilçende, şehrinde, Ülken ve Dünyada neler oluyor uyan ve bak ne olur..

Ey insan oğlu başını kaldır bak etrafında neler oluyor .Ailende, sokağında, mahallende, ilçende, şehrinde, Ülken ve Dünyada neler oluyor uyan ve bak ne olur..

NELER OLUYOR…?

Ey insan oğlu başını kaldır bak etrafında neler oluyor .Ailende, sokağında, mahallende, ilçende, şehrinde, Ülken ve Dünyada neler oluyor uyan ve bak ne olur..

Aslında giriş daha düzgün olabilirdi ama içimden gelmedi ne yazık ki. Çünkü önce kendimiz bozulduk sonra ailelerimiz bozuldu derken sokağımız, mahallemiz nihayetinde ilçe-il  ve de ülkemizde durumlar bozuldu. Hani derler ya “inşa bozulursa dünya bozulur” işte bizler önce kendi insanımızı bozduk ve ne yazık ki bunu başardık..Peki neden bozulduk.? Bu soruya kısa kısa birkaç örnek verelim. Öncelikle okuduğumuz, duyduğumuz bilgiler, inançsal değerlerimiz ve edindiğimiz tecrübelere uymayarak önce kendimizi bozduk. Örneğin ülkemizde 140 bin cami ve bunlardaki bir bu kadar alim varken bu kutsal mekanların ve buradaki görevlilerin toplumsal hayatta etkilerini ne yazık ki göremiyoruz. Bilim insanları bunlardan çokta farklı değiller doktor olanlar insanların hayatına dokunması gerekirken insanlara asabiyetle yaklaşarak alanlarındaki bozulmayı artırıyorlar. Siyasilerimiz ise toplumun bozulmasının en önemli etkenleri oldular ve bundan hiçde vaz geçecek gidide değiller. Bunu bütün yaşam alanlarına taşımak mümkün..

Gelelim işin özüne işin özü şu ki; insanı bozulan toplum nasıl olur ki hayatın bozulduğunun farkında olabilir, hayata güzel bakabilir, üretmeye, sevmeye, umuda koşabilir. Mahallelerimizden şehrimize-Ülkemize ve tüm dünyaya bakınca her yerde iki yüzlülük, yalan, aslından farklı yaşanılan hayatlar ve yok olan umutlar. Ülkemizde ve dünyada son birkaç yılda öyle şeyler oldu vede oluyor ki insan olmaktan utanmamak imkansız. Dünyada zalimler ve Ülkelerde ki idareciler zulümlerini medya aracılığı ile kahramanlık olarak gösteriyor insanlarda bunun aslını öğrenmeye dair gerek duymadan bunlara inanıyorlar. Ülkemiz özelinde bakarsak Siyasi partilerin hemen hepsi kendi menfaatleri ölçüsünde çalışır ve yine menfaaleri gerektirdiğinde hepsi hemen birleşip hem fikir olabiliyorlar. İlginç olan halkın bunu görmesi ve buna hiç tepki vermemesidir. Bunun üzerine düşünmemek imkansız ama düşününce şu gerçekler çıkıyor önümüze Gıdalarımızı bozarak akıl, Ruh ve beden sağlığımızıbozdular ve bizi nihayetinde UMURSAMAZ bir hale getirdiler. Şimdi ülkemizde dolar almış başını giderken, İş sahipleri ve çalışanlar yarın ne olacağına dair her gün biraz daha umutsuz olurken. iktidar her yere hala gösterişli binalar ve sürekli inşaatlar yapmanın, Muhalefet hangi belediyeleri alırım veya  partinin başında daha ne kadar kalabilirim derdinler. Görünürde ise bir birine laf atmalar, sataşmalar, basına beyanat vermek oldukça fazla..

Sonuç olarak önümüzde ki acı gerçek şu ki; maalsef bozulduk ve düzelmeye niyetimiz bile yok öylesine bir hale geldik ki artık hiçbir yalan, hiçbir zulüm bizi rahatsız etmez oldu. Yazık hayat akıp gidiyor ve bizler düzelmek yerine bozulmaya zirve olmaya ve buna sessiz kalmaya devam ediyoruz.

“İNSAN DÜZELİRSE DÜNYA DÜZELİR” mücadelemiz devam edecektir..

27.08.2018

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir