Müslüman Basiret ve Feraset Sahibidir

tarafından
40
Müslüman Basiret ve Feraset Sahibidir

Kur’an’ın Arapça olarak inmesinde şüphesiz değişik
hikmetler var. Bunların en başında da Allah tarafından
gönderilen ilahi vahyi topluma anlatan peygamberin de
içinde bulunduğu toplumun dilinin Arapça oluşu geliyor.
Diğer bir önemli sebep de Arapça’nın fasih yani açık ve
net bir anlatım dili olması olabilir.
Kur’an’da geçen basiret ve feraset kelimesi de yine
Müslümanlar için kullanılıyor. Fakat ne acıdır ki, tarih
boyu kendini yetiştiremeyen ve toplumu uyandıramayan
iktidarlar nedeniyle İslam toplumu bilinçten yoksun bırakılarak,
toplum eğitilerek ileri yönde dönüştürülmek
yerine baskı ve zorlama ile geri bırakılmıştır.
İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif, tarihi ibret olarak
görüyor ve “ibret alınsaydı böyle mi olurdu” diyor.
Yönetim sistemleri halkı baskı altında tutmak isterken,
yönetici ve idareciler de toplumun eğitimi ve dönüşümüne
gereken önemi vermemiş hatta halkın bilinçlenmesine
engel olmuştur. Bilinçli bir toplumu aldatmak ve iktidardakilerin
inanış ve düşünceleri doğrultusunda yönetmek
de kolay değil. İslam dini işte bunun için yani toplumu
bilinçlendirmek için insandan ferasetli ve basiretli olmasını
ister ve bekler.
Türkiye toplumuna baktığımız zaman yalnız geçmişte
değil, bugün bile toplumun basiret ve ferasetten uzak
olduğunu görüyoruz. AK Parti hükümeti ve Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan 17 yıldır iktidarda. Ülke
çok hızlı bir şekilde kapitalist-seküler bir yaşam ve lüks
tüketim sarmalına takılmışken, din bir yaşam biçimi ve
hedef olmaktan çıkarılmış ve bu yönde bir araç haline
getirilmiştir.
Örneğin, işgalci Siyonist İsrail rejimi ile değil oluşan
kirli ilişkiyi kesmek, hatta ilişkiyi daha da geliştiren ve
ikili ticareti daha da hızlı bir şekilde artıran bir hükümet
ve yönetim var.
Mavi Marmara Davası’nda mahkemeye baskı yaparak
dosyayı kapatan hükümet ve AKP iktidarı, şimdi hukuksuz
gayrimeşru ilhak ve işgali tanımayarak sınıra yürüyen ve
bu sırada Siyonist rejim tarafından şehit edilen 50’den
fazla Filistinlinin anısına ülkede 3 gün yas ilan ederek,
İstanbul Yenikapı’da İsrail aleyhine bir miting düzenledi.
Bu halk balık hafızalı olmasaydı veya Kur’an’ın tabiriyle
ferasetli ve basiretli olabilseydi bunlar olabilir miydi?
Yapılanların tam da seçim öncesi iktidar için oy avcılığı
olduğu görülmüyor mu?
Ülkenin tüm kaynakları yıllarca inşaat sektörüne yönlendirilmiş
ve üretim yerine ithalatın önü açılarak teşvik
edilmiş. Faiz sistemi ile yurt içi ve yurt dışı para babaları
korunmuş ve daha da palazlanmalarına fırsat verilerek
beslenmiş. Ülkede israfın önü açılarak, tasarruf faktörü
halka unutturulmuş ve ithalat yolu ile de tüketim duyguları
teşvik edilen halk, kredi kartı bağımlısı ve bankaların
kölesi haline getirilmiştir. İthalat çılgınlığı, üretimdeki
düşüş, kapitalist-seküler yaşam tarzı ve israf nedeniyle
ülke bütçesi kapatılamayacak şekilde açık verirken, bilinçsiz
yığınlardan oluşan ve zayıf bırakılan toplum ise geri
dönüşü olmayan bir yola girmiş oldu.
Ciddi açıkları bulunan ve topluma hiçbir zaman detaylı
bir açıklaması da yapılmayan “Başkanlık Sistemi” de gereksizce
devam eden OHAL ve alınan erken seçim kararı ile
milletin başının üstünde kalpleri titreten bir “Demokrasi
Kılıcı” olarak durmaktadır.
Eski yol arkadaşlarını yitiren ve araya mesafe koyan R.
T. Erdoğan, son uyguladığı siyaset ile “bindiği dalı kesen
adam” olarak görülmeye başlandı. Toplum için en önemli
unsur ise hayat şartlarının iyiliği ve refah içerisinde huzurlu
bir yaşam. 17 yıllık AKP döneminde ilk defa seçimlerin
öne çekilerek erken seçim kararının alınması, bütçesi
açık veren, kasası boşalan iktidarın ve başkanlık sistemi
arzusuyla yanan R.T. Erdoğan’ın nasıl bir çıkmazın içinde
bulunduğunu gösteriyor.
Doların ateşi her saniye devamlı olarak artarken, danışmanlar
ordusu tarafından kuşatılan Erdoğan ise bir
kurtuluş kapısı arıyor. İslam dünyasının ezeli ve ebedi
düşmanı, beden üzerinde canlı olarak otopsi yapmaktan
çekinmeyen ve Osmanlıyı da böylece parçalayan emperyal
Batılı bir güç olan İngiltere, Ortadoğu-İslam bölgesini
yangın yerine çevirerek, ortada çökmüş bir devlet ile kalbi
kırılmış ve hedefi olmayan başıbozuk bir toplum ortaya
çıkardı. İşte böylece erken seçim arafesinde böl-parçala ve
yut projeleri ile tanınan İngiltere’ye Erdoğan tarafından
resmi bir ziyaret gerçekleştirildi.
Dün ‘Muhtar’ dahi olamayacak denilen Erdoğan, ABD
ziyareti ile milletvekili ve başbakan olurken, şimdi de

  1. önemli ziyaret olan İngiltere gezisi ile de Türkiye’de
    önemli değişikliklere sebep olacak faydaları yanında
    zararları da olan ‘Başkanlık Sistemi’nden vazgeçmediğini
    yeniden gösterdi.
    Türkiye’de sorun iktidar değil, iyi bir muhalefetin olmayışı.
    Kasası boşalan ve politikaları iflas etmiş, toplumsal güç
    dinamiklerini kaybeden bir AK Parti hükümeti ne kadar
    ayakta kalabilir? Daha doğrusu AK Parti ve Erdoğan seçimi
    kazanabilir mi? Eğer seçimi kazanırsa, daha önceki
    hükümetten (AKP) bir enkaz dışında neye sahip olabilir?
    Öyle gözüküyor ki İngiliz siyasetine yakın duran eski
    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün safdışı bırakılması ile
    Londra yolları Erdoğan’a açılmış oldu. Batı dünyası ve
    İsrail rejimi, ABD’ye diz çökmek istemeyen Erdoğan’ı
    kutsayarak, diz çöktürmüşe benziyor……
    Bu ülkenin kuruluşundaki hedeflerden birisi ve bu ülkeye
    verilen gizli bir görev de Siyonist İsrail’in güvenliğinin
    sağlanması ve bölge içerisinde korunarak meşrulaştırılması
    değil mi?
    Bunlara inanmıyorsanız 17 yıllık AKP iktidarı ve BOP Eş
    Başkanı olan Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan’ın yaptıklarını
    başka nasıl izah edebiliriz?

7sabah.com
23 Mayıs 2018