İLKERLER VE BAĞIMLILIK

tarafından
16
İLKERLER VE BAĞIMLILIK

İLKERLER VE BAĞIMLILIK

               İnsanlar tarih boyunca inanç, düşünce ve idealar şeklinde gruplara ayrılagelmiştir. Bazıları inançlarında temelde bir olsalar da mezhep, fırka, tarikat gibi gruplara ayrılmışlardır. Bazıları ise düşüncelerinde inanç temelli düşünenler, beşeri temelli düşünenler ve toplumsal düşünenler ile bireysel düşünenler şeklinde ayrılmışlardır. Bazıları ise idealarında ister toplumsal isterse bireysel anlamda yaşamak istedikleri hayata dair ayrı ayrı gruplara ayrılmışlardır.

               Aslında burada ilk bakışta pekte sorun görünmüyor gibi ancak; sorun buradan başlıyor ki bu ayrılmalar ilkeler ekseninde mi? Yoksa ve bağımlıklar ekseninde mi? Çünkü eğer ilkeler ekseninde olsa örneğin temel inancı İslam olan insanların; mezhep, fırka, tarikat gibi gruplara ayrılmaları islamın hangi ilkelerine dayanıyor. Burası başlı başına bir çıkmazdır. Bağımlılık ekseninde ayrışmalar oluyorsa o zaman inanç, düşünce ve idealar şeklinde ki söylem ve ifadelerin herhangi bir anlamı kalır mı? Elbette ki bağımlılık ekseninde ki ayrışmalar tarafgirlik, kan ve çıkar ortaklığı bağlamında olduğundan neredeyse tamamen subjektif temellere dayanır ve insanların bu ayrılmalarından kaçınması zor olur. Yok eğer ayrışmaları ilkeler ekseninde değerlendirmek istersek o zaman ayrışmaların inanç, düşünce ve idealar mantığında yerinin olmadığını görebiliriz. Dolayısıyla ayrışmaların neredeyse tamamına yakını subjektif bağımlılık anlayışında gerçekleşmiş ve öylede devam etmektedir.

               Eğer insan İlkerleri baz almıyorsa zaten ayrışmadan birlikte yaşayabilmesi mümkün değildir. Tarihe bakılınca bu ayrışmalardan ilk insanın çocuklarından başlayan ayrışmalar esasında ilkeler ekseninde iken zamanla bu bağımlıklara dönüşmüştür. Bugün ülkemize baktığımızda inançlar ayrışmayla kalmamış kendi mezhep, fırka ve tarikat-cemaat içinde bile ayrı ayrı oluşumlara dönüşmüş birer bağımlılık oluşturmaktadır. Bu düşünce ve idealarda da maalesef aynıdır.

Sonuç ne olacak veya ne olmalı derseniz ilkelere dayanan bir hak/batıl, doğru/yanlış, iyi/kötü ayrışması olmalı ve burada bağımlılık ve subjektif değil objektif düşünce ekseninde olmalıdır. Ancak bu şekilde bir bakış açısıyla insanlık ve insanlar kendilerini huzura ve güvene götüren bir yola girebilirler. Aksi halde gittikçe bozulan kişisel ve toplumsal yaşantımız daha da kötü durumlara dönüşecektir.

01 Mayıs 2019-12.00