Halep Özgür, Mavi Marmara Battı!

tarafından
43
Halep Özgür, Mavi Marmara Battı!

16. MAKALE

Halep Özgür, Mavi Marmara Battı!

Lübnan Hizbullah Hareketi lider Seyyid Hasan Nasrallah’ın
dediği ve söz verdiği gibi Halep özgürleşmeye başladı.
Halep’in merkezindeki tekfirci militanlar ya ölüyor
ya teslim oluyor ya da kaçıyor.
2012 yılından beri işgal altında olan Halep’in merkezi
Suriye ordu güçleri tarafından temizleniyor. Suriye ve
Rusya’dan yapılan resmi açıklamalara bakılırsa Halep’in
%93’ünden fazlası hükümetin elinde. Eskiden beri bir
yanlış devam ediyordu. O da Halep şehri silahlı muhalif
tekfirci terör örgütünün elinde değildi. Halep’in doğu
kısmı ve merkezdeki Kale bölgesi tekfirci militanların
elindeydi. Halep’in 3/2’sine zaten ordu güçleri hakimdi.
Çatışmalar militanlar tarafından işgal edilen bölgelerde
oluyordu. Suriye ordusu sonunda büyük bir hamle yaparak
onların bu egemenliğine de son verdi. Medyada sanki Halep
şehri militanlarda ve ordu güçlerince kuşatılmış ve halk
mağdur gibi gösteriliyor ki bu yanlış. ABD-Batı ve tekfirci
dostları öyle iyi çalışıyor ve bunlara öyle destek veriliyor
ki yıllarca Türkiye’de ve dünyada bu böyle anlatıldı. Ruslar
halkı bombalıyor zalim Esad ise karadan şehri bombalayarak
yıkıyor. Oysaki kısa bir araştırma ile bunun böyle
olmadığı anlaşılabilir. Ama dinleyen kim? Halk öyle bir
propaganda yağmuruna tutulmuş ki eş-dost-akrabalarımız
da bundan nasibini almış…. Ve sizi Esad taraftarı şebbiha
(silahlı milis kuvveti) olmakla, Alevi-Şii olmakla, İrancı
ve vatan-millet düşmanı olmakla suçluyor…
Yani bir yerlerden düğmeye basılıyor ve plak dönmeye
başlıyor. Hep aynı müzik çalıyor. Beyinler akıl etmez, gözler
görmez, kulaklar işitmez ve diller hakkı söylemez oluyor.
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ‘gidecek..’ dendi gitmedi.
Gidecek diyen başkanlar, cumhurbaşkanları, liderler gitti
ama o gitmedi. Halk desteği olmasa bu ‘zalim’ nasıl ayakta
durmayı başaracak? Her türlü rahat ve demokratik ortam
içinde biz bu kadar sorunlarla uğraşıp, ekonomik olarak
zor günler geçirirken nasıl oluyor da ambargo altındaki,
sanayi tesisleri bombalanan ve yıkılan, dünyanın birçok
yerinden gelmiş tekfirci militanlar ülkenin her yerinde
terör ve sabotajlar yaparken ve bu militanlara uluslararası
birçok devlet ve kurumdan destek verilirken nasıl oluyor
da Suriye ve Esad yıkılmadı?
Medyanın ve uluslararası Siyonist kurumların ve liderlerin
açıklamalarıyla değil, akıl-mantık çerçevesinde araştırarak-
sorgulayarak ve okuyarak olayları değerlendirmeli
ve karar vermeliyiz. Yoksa kaş yapayım derken göz çıkarır
ve başkalarının değirmenine su taşımış oluruz. Bölge ve
ülkeler yandıktan sonra, halklar zulüm altında inledikten
sonra son pişmanlıklarda fayda vermez. İslam’ı, Batıyı,
bölgeyi ve ülkemizi iyi tanımak zorundayız. Yoksa oynanan
oyunlar içerisinde figüran olmaktan kurtulamayız.
Bunun en son örneği Mavi Marmara gemisi olayı. Nasıl
ve ne için başladı fakat nasıl bitti? Kimler ne dedi, fakat
bugün ne yapıyorlar?
Filistin İslam’ın, Müslümanların kanayan bir yarasıdır.
Mavi Marmara’da bir damla bile olsa bu yangını söndürmek
amacıyla yola çıkmış bir iyilik hareketidir. Fakat
ülkemizdeki siyaset ve bölgedeki süreç ve Müslümanların
basiretsizliği süreci tersine çevirdi.
Uluslararası sularda saldırıya uğrayan ve o sırada 9
daha sonra da 1 şehidin katılması ile 10 şehit veren
Mavi Marmara maalesef Müslümanların yüz akı olması
gerekirken şimdi yüz karası olmuştur. Önce İHH yapılan
baskılar ve oyunlar nedeniyle ağırlığını yitirdi sonra da
işgalci İsrail ile AKP iktidarı ve devlet tarafından yapılan
anlaşmalar ile olayın üstü kapatıldı. Devlet vatandaşlarının
hakkını korumadığı gibi yıllarca hak peşinde olan kişi
ve kurumlara sorun çıkarılarak Siyonist İsrail rejiminin
ülke ve yurt dışında yargılanması engellendi. İsrail hiçbir
zaman özür dilemedi. Tazminatta vermedi. Hata yaptığını
da kabul etmedi. Bölgede yanlış atlara oynayarak yalnızlaşan,
mezhepçilik belası nedeniyle komşularıyla bile kötü
olan Türkiye, yalnızlığını İsrail rejimi ile anlaşma yaparak
gidermeye çalıştı. İsrail rejimi bu olayın olmasından üzgün
olduğunu söyleyerek, geçiştirdi, resmi bir özür yok. Tazminat
ise devlet tarafından değil, bir kurum tarafından
‘hayır’ yapılıyormuş havasında gönderildi. Ve mahkemeler
bağımsız olması gerekirken, mazlumun hakkını zalimden
alması gerekirken, katilden maktulün hesabı sorulması
gerekirken siyaseten verilen hüküm ile dava düşürüldü.
İşgalci terör rejimi İsrail ile Türkiye’nin yaptığı anlaşma
öne sürülerek savcı tarafından dosya kapatıldı. Oysaki
hukukun temel ilkesi, maktulün ailesi ne diyor ne istiyor
diye sormak değil mi? 10 şehit Müslüman vatandaşımızın
kanı yerde kaldı mı kalmadı mı? Şehit aileleri davadan vazgeçmiş
değiller. Tazminatta istemiyorlar. Dava bu şartlar
altında nasıl düşüyor? Buna hukukun siyasallaşması değil
de ne demeliyiz? Bir söz var: “gölge etmeyin başka ihsan
istemiyoruz.” AKP iktidarı nedeniyle muhafazakarlaşıp
devlete bağlanan Müslümanlar, hak-batıl mücadelesinde
hakkın yanında olmak yerine, adaletin peşinde koşmak
yerine iktidarın nimetleri uğruna susarak devlet ne derse
hak o dur demeye başladı.
Mavi Marmara bu ülkede tuzun koktuğu yerdir.
Güya İslam ve Müslümanlar adına mağdur olanlar ve
adalet için yola çıkanlar oturdukları koltuğun karşılığı
olarak hakla batılı birbirine katmaya başladılar. Zulmün
üstü örtülürken, adalet sesleri duyulmaz oldu. Bu çağda
paranın dini olmaz diyerek faizi meşrulaştıranlar iktidar
hırsı ve yandaş sihirbazların da sayesinde İslam’ı ive Müslümanları
iktidarın payandası haline getirdiler.
Ülkede bunlar olurken, devlet ve hükümet zalim Esad’ı
devirmek ve zulmü önleme, Halep’teki mazlum çocuğu
kurtarmak için Fırat Kalkanı Operasyonu’nu başlattı.
Kendi vatandaşımızın haklı olan davasında yargılama
yapmadık, dosyayı kapattık, aileleri-kurumları susturduk
ama işgalci İsrail’in hedefleri ve ABD’nin bölgesel çıkarları
için oluşturulan BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) kapsamında
Suriye’deyiz. Gerekirse Irak’tayız, hatta Yemen’e
de gideriz….
Sahi Furkan Doğan’ın kanı yerde kaldı mı kalmadı mı?
AK Parti Milletvekili olan babası oğlunun haklı davası
ve mücadelesi için ne yaptı ne yapıyor? Mavi Marmara’ya
destek veren bu halkın oylarıyla iktidar olan hükümet Mavi
Marmara davası hakkında ne yaptı? Devlet vatandaşını
zalimden-katilden-işgalciden korumak için ne yaptı?
İşgalci Siyonist İsrail Mavi Marmara’yı batıramadı ama
AKP batırdı. 10 vatandaşı şehit verdik ama başımız dikti,
hükümet anlaşma ve daha sonrasında davayı kapattırarak
başımızı yere eğdi. Biz Mavi Marmara ile şehit kanlarını
yerde bırakmadık, aynı zamanda Filistin davasını da sattık.
20 milyon dolara Filistin satıldı.
Sultan Abdülhamid’in 20 milyon altına satmadığı Filistin,
99 yıl sonra muhafazakar İslamcı torunlarının iktidarı
tarafından ve onun desteklediği muhafazakar halkımız
tarafından işgalci-katil İsrail’e satıldı vesselam…

On4Haber.com 10 Aralık 2016