Afrin Sonrası İdlib

tarafından
44
Afrin Sonrası İdlib

Afrin Sonrası İdlib-Murat Nazlı Makale-3

Türkiye’nin Ortadoğu siyaseti genelde bir denge üzerine
kurulu ve ABD ile Batı dünyasına taraftardır. Türkiye’nin
Ortadoğu ve İslam ülkeleri ile olan ilişkileri yıllarca kopuk
kalmıştı.
Eski Cumhurbaşkanlarından Turgut Özal zamanında
başlayan ikili ilişkiler AKP döneminde Recep Tayyip Erdoğan’ın
da katkıları ile daha da arttı. Fakat dışişlerine atanan
Ahmet Davutoğlu ile başlayan bölgesel ve komşularla olan
ilişkiler mezhepçi ve Türkçü bir bakış açısına kayarken,
Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde bu çapsız ve zararlı
siyaset devlet kurumlarında iyice zirve yaptı.
Arap Baharı dönemini Yeni Osmanlı Türkiye’sinin Arap
dünyasına açılma kapısı olarak gören ve ABD ile işgalci
İsrail’in Suriye’ye yaptığı baskılara destek veren siyaset
öyle bir noktaya geldi ki, artık komşumuz olan Suriye ile
olan ilişkiler kopma noktasına ulaştı. Uluslararası medya
ve Türkiye’deki ulusal medyanın verdiği haberlere bakılırsa
AKP hükümetinin tekfirci militanlara verdiği üstü örtülü
destek (!) ve Suudi Arabistan’ın verdiği maddi kaynak sayesinde
Suriye’deki iç savaş içinden çıkılmaz bir hal almıştı.
İran ve Rusya’nın Suriye devletine ve Cumhurbaşkanı
Beşar Esad’a destek vermesi Suriye’nin parçalanmaması
ve bir bütün olarak kalması için önemliydi.
Suriye’nin ikinci büyük şehri ve ülkenin sanayi merkezi
Halep şehrinin ve bölgesinin tekfirci terör gruplarından
temizlenmesi tüm dengeleri değiştirdi. Yaklaşık bir yıldır
kaybeden bir Suriye ve Esad yerine kazanan ve ilerleyen
bir Suriye ve Esad’ı konuşuyoruz. Artık sahada tekfirci
terör ve onları destekleyen bölgesel taşeronlar ve bunlara
destek veren ABD ve Batı dünyası kaybetmeye başladı.
Son olarak geçtiğimiz günlerde başkent Şam’ın kalbine
bir hançer gibi saplanan tekfirci terör grupları tarafından
işgal altında tutulan Doğu Guta bölgesi ve şimdi de Duma
bölgesi bunlardan temizlendi. Başkenti güven altında olan,
mezhepçilikle suçlanırken %90’ını Sünni vatandaşların
oluşturduğu ülkenin ikinci büyük şehri Halep’in tekfirci
terör gruplarından temizlenmiş olması bize ve gözlerini
açan basiret ve feraset sahibi insanlara çok şey söylüyor.
Esas konu işgal ettikleri her bölgeden çıkartılan tekfirci
terör gruplarının yapılan anlaşmalar ile bulundukları bölgeleri
terk ettikten sonra, ağır silahlarını da teslim ederek
Türkiye sınırındaki İdlib şehrine gelmeleri. İdlib şehri ve
bölgesi Suriye’deki tekfirci terör gruplarının toplanma ve
barınma yurdu olmaya başladı. Tekfirci terör gruplarına
yardım yaptığı iddialarına rağmen, 2011 yılından beri
Türkiye’nin Zeytin Dalı ve Afrin operasyonlarını yaptığı
son günlere kadar Suriye topraklarına müdahale etmemesi
ve bu kirli savaşa dahil olmaması doğru bir karardı. Fakat
maalesef son operasyonlar ile Türkiye askeri olarak da
Suriye topraklarında bulunmaya başladı. Bu siyaset bugün
Türkiye’nin faydasına gibi gözükse bile yarın çok büyük
hukuki-ekonomik-siyasi-askeri-sosyal ve ciddi güvenlik
sorunları ile yüz-yüze kalabiliriz.
Afganistan’daki terör ve çatışmaların Pakistan’a sıçraması
ve ülkedeki istikrarı bozması gibi bugün Suriye’deki
kanlı çatışmalar ve terör Türkiye’ye de sıçraya bilir. Sınır
bölgelerindeki sorunların artışı, ülkenin büyük bir mülteci
nüfus ile baskı altında olması ve hızla bozulan ekonomik
göstergeler ve oluşacak bir ekonomik kriz sonrasında Türkiye’nin
nereye savrulacağını kestirmek mümkün değil.
Suriye devleti Golan bölgesindeki gücünü pekiştirir ve
artırırsa daha sonra ilk yapacağı iş işgal altında bulunan
İdlib bölgesinin terör gruplarından temizlenmesi ve arındırılması
olacaktır. Bu da daha önce Suriye’den Türkiye
sınırına yapılan göçün bir devamının daha oluşmasına
neden olacaktır. Tekfirci terör gruplardaki militanların
olmasa bile bunların ailelerinin geleceği yer Türkiye. Bu
bölgede ve bu istikrarsız ortamda Türkiye’den binlerce
vatandaşımızın da çatışmalara katılmak için Suriye’ye
gittiği düşünülürse, bizi bekleyen çok ciddi bir güvenlik
sorunu ile karşı karşıyayız demektir. AKP hükümeti ülkede
bulunan Suriyeli mültecilerin sosyal yaşamı, sınırdaki
mültecilerin barınması kadar İdlib’de bulunan tekfirci
gruplara bağlı militanların sonlarını da düşünmek zorunda.
Bunların ailelerinin Suriye devletinin yapacağı
bir operasyon sonrasında Türkiye sınırına geleceğini de
tahmin etmek zor değil.
Türkiye önümüzdeki dönemde çok ciddi güvenlik sorunları
ile karşı karşıya kalırken, PKK’dan daha tehlikeli
ve şehir savaşı ile intihar saldırılarının yapıldığı bombalı
bir terör sarmalı ile yüzleşmek zorunda kalabilir.
Bu durumda yapılması gereken ilk iş ise, komşu ülke
devleti-hükümeti ve kurumları ile ilişkiye geçmek olmalı
ve teröre karşı ortak bir siyaset oluşturarak, ciddi manada
terör ve terör grupları ile mücadele edilmesi gerekir.
Şimdiden tedbir alınmazsa, bir kanser yumağı haline
gelen Suriye’deki bu terör bataklığı önce sınırımıza kadar
yayılacak, sonra da içimize kadar girecektir.

Basiret Haber.Com
10 Nisan 2018