ADALET-2

tarafından
33
ADALET-2

ADALET-2

“Allah adaleti halkı ayakta tutmak zulüm ve günahları temizlemek ve İslam’ın gelişmesini sağlamak için takdir etmiştir. Adaletin güzelliği halkın düzenidir. Adil devlet farzlardandır.” Gurer’ül hikem .

  Yukarıda belirtmiş olduğumuz hadislerde İmam (a.s) adaletin devlet ve toplumun her sayfası için ne denli önemli olduğunu vurgulamiştir.  3. halifenin kendi evinde öldürülmesinden sonra ashap halife olması için İmam Ali (a.s)’a yönelmiş o ise kendi yönetiminin onlara ağır geleceğini belirterek kabul etmemişti. Ashabın kendisine uyuyacaklarını ve yönetimine razı geleceklerini belirtmeleri üzerine İmam Ali (a.s) ülkenin başına geçmiştir. H.z Ali hilafete gelir gelmez liyakat sahibi olmayan yöneticileri görevden alarak işe başlamıştır. Alıştıkları düzenin bozulmaya başladığını gören adil olmayan yöneticiler hemen sorun çıkarmaya başlamış ve isyan bayraklarını açmışlardır. Bunların başını da Muaviye çekmiştir. Diğer yandan liyakat sahibi olmadıkları halde valilik talebinde bulunanlar veya bu beklentide olanlarda olmuştur.   Asıl gayeleri devleti ve halkı sömürmek olan bu liyakatsiz yöneticiler önceki dönemlerden gelen adaletsizlik düzenlerinin bir anda sekteye uğrayacağını gördüklerinde isyan başlatmışlardır.

               Hz Ali hilafeti kabul etmeden önce belirtmiş olduğu şu söz aslında konunun özüdür peki İmam Ali ne demişti de buna tahammül edememişlerdi. İmam Ali (.a.s) şöyle buyurmuştu.

“Devletin malından gasp ettikleriniz eşlerinizin mihrin de dahi olsa onu alıp tekrar beytülmala koyacağım.”

İslam peygamberinin vefatından sonra adalet olgusundan uzaklaşan topluma artık tüm bireylerin eşit olduğu söylemi de pek işlemiyordu. Çünkü cahiliyet devrinde hüküm süren elitler şimdi İslam dünyasını ele geçirmiş ve eski kuvvetlerine kavuşmuşlardır. Bu oligarşiye karşı mücadele etmek çok zor ve neredeyse imkansızdı. Hz Ali hilafet makamına gelir gelmez mücadeleye başlamış ve Allah Resulü’nün zamanındaki sistemi yeniden tesis etmeye çalışmıştı.

               İmam Ali  zengin-fakir ilk Müslüman veya yeni Müslüman olan birisi arasında fark gözetmemiştir. Öyle ki bu Bedir ashabından dahi ola sonradan Müslüman olan biriyle arasında beytülmaldan alacağı payda farka razı gelmemiştir. Liyakat sahibi insanları iş başına getirmeye başlamış ve onlara sürekli halkla iç içe olmalarını tembihledi. Koca İslam devletinin halifesi olduğu halde sade yaşamından hiç taviz vermemişti.  Kab’ul ahbar’dan dini öğrenenler ve eski cahiliye devrindeki hükümranlıklarına  yeniden kavuşanlara yeniden uygulamaya başlanan bu peygamberi sistem ağır gelmeye başlamıştı  Ve sonunda çeşitli bahaneler üreterek 3 savaş meydana getirdiler İmam Ali’nin bu sistemi uygulamasına engel oldular ve en sonunda o Adalet güneşini söndürdüler.

İmam Ali’den sonra İmam Hasan döneminde bu güçler yapılan barış anlaşması neticesinde yönetimi ele geçirmiş ve imam Hasan’ı yönetimden zorlayıp uzaklaştırmışlardı. Bu olayla İslam dünyası maalesef adil bir düzeni elinin tersiyle bir kenara gitmişti. Adalet hem İslam dünyasında hem de diğer tüm toplumlarda öyle ulaşılmaz bir hale getirildi ki sanki  hiçbir zaman ulaşılamayacak bir hale gelmiş oldu.

Trakyalı köle Spartaküs adalet için ayağa kalktığında etrafında onbinlerce adalet özlemlisi buldu. Zamanın güç sahipleri ve sömürgeciler hemen tüm güçleriyle bu isteği kanlı bir şekilde bastırdılar. 1781 yılında adalete özlem duyan Fransızlar adil olmayan düzeni değiştiler ama sonrası malum.

                1861-1864 yılları arasında Amerika da  patlak veren Amerikan iç savaşının en temel nedenlerinden biri yine adaletten uzaklaşmış olan Güney eyaletlerinin Abraham Lincoln halkın  kölelilik sisteminin kaldırılması istekleri etkili olmuştur. Savaşın sonunda kölelere eşit yurttaşlık hakkı verilmiştir. Ama adaletsizlikten beslenenler sömürüyü köleleştirmenin adını ve şeklini değiştirmişlerdir.

               Rusya’daki 1917 bolşevik devrimi de başarıya ulaşmıştır ama sonrası yine malumdur.

İran İslam devrimi yine adalete susayan inançlı insanların ve güçlü liderlerinin zalimlere karşı başarısıdır ve çağımızın en büyük halk devrimidir.

Ülkemizde rahmetli Erbakan hoca’nın 1995 genel seçimlerinde başbakan olması ve adil düzen kurma çabaları yine kendi düzenlerinin bozulmasından endişe duyanlar ve batılı işbirlikçileri tarafından engellenmiştir. Belki konuyu biraz fazla dağıtmış olabilirim hakkınızı helal edin ama netice olarak adalet duygusu toplumları her zaman heyecanlandırmıştır. Bu ister küçük bir işyerinde olsun isterse en ilkel toplumlarda veya büyük metropollerde olsun durum aynıdır.

               Adaletsizliğin hüküm sürdüğü toplumlarda; adalet söylemi ile öne çıkanlar hemen  toplumda sempati toplayabiliyorlar. Nitekim ülkemizde ve tüm Dünyada hem geçmişte hem de günümüzde buna çokça şahit oluyoruz..

Son olarak şunu söylemek istiyorum adil düzene ihtiyacı olan insanlar ve onların bu isteğini bastırmaya çalışanlar elbette olacaktır. Bizim vazifemiz ise kendi bulunduğumuz ortamlarda ve toplumun her safhasında adaleti tesis etmektir ve adil bir düzen içerisinde tüm insanların yaşamaya Hakkı olduğunu belirtme ve bu yolda çalışmaktır.

04.07.2019 Akay TANRIVERDİ